Efe Duyan

Metinler

Nâzım Hikmet – Öteki Defterler

Posted by fuydan on December 18, 2008

Bu “keşfin”, hepimizi heyecanlandırdığı, daha okumadan bile sevindirdiği söylenebilir. Romanı elime almak bile güzel bir duygu uyandırmıştı bende. Nâzım Hikmet’in yeni bir metnini okuyacaktım birazdan. Belki bu duyguyu bir süre daha içimde barındırmak için romanı okumayı bir süre erteledim. Ama ne yalan söyleyeyim, metnin vasat olma ihtimali de beni içten iç kaygılandırmıyor değildi. Nâzım, sevilen herhangi bir yazar değildi; edebiyat ve siyasi mücadele adına pek çok şeyin kanıtıydı da.

Nâzım Hikmet’in, çok yönlü bir sanatçı olduğu bilinir. Yıllar yılı sinema ile uğraşmış, hayatını sinemadan kazanmıştır. Türkiye’de sinema sektörünün emekleme dönemlerinde, bugün elimizde olmayan bir filmin yönetmenliğini de yaptığı eklenebilir. Çok iddialı olmasa da amatör olarak resim yapar. Hapishanede Balaban’ı yetiştirir ve sonrasında resim yapmaya ihtiyaç duymaz. Tiyatro ise şiir ile birlikte en verimli olduğu alanlardan biridir. Kuşkusuz şiirdeki gibi, Türk tiyatrosunun kaderini değiştirmiş olduğu söylenemez, ancak pek çok oyunun hâlâ sahnelendiğini belirtmek yetecektir.

Bu çok yönlü başarı, pek çok yanıyla genç sanatçılara ilham verse de, başka bir açıdan da korkutucu görünmüyor mu? Nâzım’ın izinden gidenlerin, her an ustanın gölgesinde kaybolma ihtimali olmamış mıdır?

Çok yönlü sanatçı kimliğini, Nâzım’ın üstün yeteneği ve kişilik özelliklerine atfetmek mümkün, ama çeşitli sanat dalları arasında kalın sınır çizgileri çizmeyen, her alanda, diğer alanların birikimini gündeme getirmeye çalışan bir yaklaşımın önemini de vurgulamak gerekir. 1920’li yılları Sovyetler’in avant-garde sanat ortamında geçirmiş Nâzım Hikmet, bu bütünsel yaklaşımın izlerini hep koruyagelmiştir.

Bu izin gözlenebileceği bir diğer yer ise, “Öteki Defterler”in ilk sayfalarına çizdiği, kitap kapağı ile afiş arasında gidip gelen ve belli ki kendini eğlendirmek için uğraştığı grafik çalışmalarıdır.

“Öteki Defterler”in yakın zamanda ortaya çıkartılmasının ardından, Nâzım roman külliyatına bakışın da değiştiği söylenebilir. “Öteki Defterler”, Nâzım Hikmet’in yeni bir şiiri ile birlikte Piraye’nin ailesi tarafından bir sandıkta bulundu. 1938 yılında, uzun hapishane yıllarının hemen başında İstanbul Tevkifhane’sinde kaleme alınmış, yarım roman ve anlatı parçalarından oluşuyor.

Bu “keşfin”, hepimizi heyecanlandırdığı, daha okumadan bile sevindirdiği söylenebilir. Romanı elime almak bile güzel bir duygu uyandırmıştı bende. Nâzım Hikmet’in yeni bir metnini okuyacaktım birazdan. Belki bu duyguyu bir süre daha içimde barındırmak için romanı okumayı bir süre erteledim. Ama ne yalan söyleyeyim, metnin vasat olma ihtimali de beni içten iç kaygılandırmıyor değildi. Nâzım, sevilen herhangi bir yazar değildi; edebiyat ve siyasi mücadele adına pek çok şeyin kanıtıydı da.

Ama bu yarım kalmış romanı, beklediğimden de iyi bulduğumu söyleyebilirim.”Orası” adlı romanda, Nâzım’ın yaşamından kimi ayrıntılar (biraz dikkatli okunduğunda) farkedilebilecektir. Genel olaraksa, hapishanenin kendine özgün insan ilişkilerini ele alınır ve buradan dönemin Türkiye toplumuna varılır. Romanı övmenin çok da gereği yok sanırım; ama “içerideki hapishaneyi” anlatırken, “dışarıdaki hapishaneyi” de gündeme taşıması bile başta “Orası” adlı yarım romanı okumak için iyi bir neden. “Zeytin ve Üzüm Adası”, “Bayram” ve “Piraye’ye” başlıklı diğer pasajlar da Nâzım düzyazı külliyatına önemli bir katkı olarak görünüyorlar.

Efe Duyan

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: